DOLAR 5,7429
EURO 6,3209
ALTIN 280,0
BIST 100.237
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir 24°C
Az Bulutlu

12 EYLÜL ASKERİ DARBE VE SONRASI TÜRKİYE

12 EYLÜL ASKERİ DARBE VE SONRASI TÜRKİYE
11.09.2019
7
A+
A-

 

1970’lerin sonundaki ekonomik kriz, dönemin siyasal partileri için en önemli gündem maddesini oluşturmaktadır. Bu dönem ödemeler dengesindeki sıkıntılar yüzünden ekonomik gidişatın zorlandığı bir dönemdir. 1973’teki petrol krizi, ülkedeki petrolün fiyatını dört kat arttırmıştır. Bu durum ise ülkenin enerji faturasının ödenmesinin her zamankinden daha zor olduğu anlamına gelmektedir. Yükselen enerji fiyatları ve hükümetlerin kötü ekonomi politikaları yüksek enflasyona sebep olmaktadır; 1979 yılında enflasyon %90’lar seviyesine çıkmıştır. Hükümet ne kadar uğraşsa da pek çok ürünü karaborsaya düşürmekten kurtaramamıştır. Ekim 1979 yılında Süleyman Demirel IMF tarafından da desteklenen ekonomik programını açıklamıştır.

“12 Eylül Sabah 04:30 “

Dönemin başbakan yardımcısı Turgut Özal bu programın uygulanmasından sorumludur ve pek çok sendika söz konusu programdan memnun olmadığı için de uygulamada pek çok sıkıntı yaşanmıştır. Türkiye siyasal tarihindeki üçüncü askeri darbenin sebepleri arasında artan güvenlik problemlerinden “yozlaşmış” siyasal yaşama kadar pek çok sebep bulunmaktadır. Bütün bunlara ek olarak da İslami köktencilik ve ayrılıkçı Kürt hareketi terörü, politik alandaki terörü arttırmaktadır. Bu ve benzeri pek çok sebepten dolayı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren politikacılardan yönetimi almış ve askeri darbeyi gerçekleştirmiştir . 12 Eylül 1980’de sabaha karşı 04.30’da Türk Ordusu devleti kurumlarının artık işlemez hale geldiğini ve parlamenter yapının yürümediğini belirterek yönetimi ele geçirdiğini duyurmuştur. Bu duyurudan hemen sonra tüm siyasal partilere ek olarak sendikalardan Disk ve Misk kapatılmıştır.

“Siyasi Partilerin Kapatılması ve Cumhuriyet Gazetesinin kapatılması”

Darbeyi gerçekleştiren generaller kendilerinin en öncelikli görevlerinin demokrasiyi politikacılardan korumak ve siyasal yaşamı temizlemek olduğunu belirtmişlerdir. Böylelikle parlamento ve siyasal partiler kapatılmakla kalmamış tüm belediye başkanları ve belediye meclisleri de lağvedilmiştir. Tüm güç, Milli Güvenlik Kurumu’nun da başkanı olan, Kenan Evren’de toplanmıştır. Ayrıca Milli Güvenlik Konseyi’ni yöneten komutanlar eğitim sistemini, basın, ticaret odası ve sendikaları da kontrol etmektedir. Bu durumun sonucunda ise basın-yayının merkezi olan İstanbul’da pek çok gazetecinin tutuklanmasıyla sonuçlanmıştır. Hatta Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Gazetesi bile bir keresinde kapanmıştı.

“İşkencelerin Dozunu Düşürme Çalışmaları “

Bu dönemde işkence, hem soruşturma sürecinde hem de hapiste çok sık başvurulan bir yöntemdir. Bu nedenle, özellikle 1983 yılından sonra kurulan siyasal partiler, uluslararası baskı ile ülkedeki yüksek işkence oranlarını düşürmek için uğraşmışlardır. Yeni anayasa, halk oylamasına 7 Kasım 1982 tarihinde sunulmuştur. Her ne kadar pek çok sıkıntıya sebep olduysa da Kenan Evren halkın geniş kesimlerince ülkedeki kaosu bitiren kişi olarak görüldüğü için anayasanın çok yüksek bir oyla kabul edileceğine kesin gözüyle bakılmıştır. Sonuç olarak yeni anayasa %91.4 gibi bir oyla halk tarafınca onaylanmıştır.

“Katlanması Zor  Dönemin Başlangıcı”

Katlanılması zor, sıkıntılarla ve işkencelerle geçirilmiş bu yıllar, insanların ruhlarında derin yaralar açmıştır. Ortaya çıkan rakamlar 12 Eylül darbesinin çirkin yüzünü göstermektedir:  Büyük Millet Meclisi’nce 2012 yılında yayınlanan bir raporda toplamda 650.000 kişinin tutuklanmış, 14.000 kişinin vatandaşlıktan çıkarılmış, 30.000 kişi siyasi sığınmacı olarak yurtdışına kaçmış, 300 kişinin faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş, 171 kişi işkence sırasında ölmüş, 299 kişi hapishanede yaşamını yitirmiş, 14 kişi açlık grevinde ölmüş, 43 kişi intihar etmiş, 937 film yasaklanmıştır.

“ 12 Eylül sonrası Ekonomi”

12 Eylül askeri darbesinin önceki darbelerden farkı, darbe sonrasında şekillenen ekonomik yapının, herhangi bir gizlilik endişesi taşımadan, doğrudan sermaye kesiminin çıkarlarına uygun şekilde toplumu şekillendirmesidir. Bu darbe bilinen manadaki darbelerin ötesinde, bir ekonomik modelin dayatılması anlamına gelmektedir. Asıl amaç, Türkiye’nin küresel kapitalist mekanizmanın işleyen parçası olma niteliğinin pekiştirilmesi ve önceki iki darbeden ayrı olarak bir paradigma değişikliği getirmesidir.12 Eylül darbesi sonrasında yeniden şekillenen Türkiye için söylenebilecek ilk şey yaşanan ekonomik dönüşümün toplumu derinden etkilediğidir. Paranın gücü her dönem önemli olmakla birlikte, ANAP yönetimi, bu güce ayrı bir önem vermiş ve devletin kritik noktalarına da aynı güce hürmet edenleri yerleştirmiştir. Özal da bu eğilimini hiç saklamamakta ve “Ben zenginleri severim” açıklamasıyla duruşunu sergilemektedir.

“12 Eylül Darbesi Ülkeyi Komünizm ve Anarşiden Kurtardımı?”

Türkiye’de askeri darbeler ülkeyi komünizm ve anarşiden kurtararak özel teşebbüs ve dış yatırım için uygun hale getirmek adına yapılmıştır. Bu anlamda, yapılan her bir askeri darbe sermaye adına devlet mekanizmalarının denetlenmesini sağlayan kanalların yeniden oluşturulmasını hedeflemiştir . 12 Eylül askeri darbesinden sonra ise ülkede büyük çaplı ekonomik dönüşüm yaşanmıştır. Yaşanan ekonomik değişiklik herkesin hayatını derinden etkilemiştir.

Yüksel Kalkan

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.