DOLAR 5,8312
EURO 6,5414
ALTIN 252,2
BIST 94.421
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir 28°C
Gök Gürültülü

HEPİMİZ, ONUN BAHÇESİNİN ÇİÇEKLERİYİZ!

İlknur DOĞAN KAMALI
Türkolog I Bilim Uzmanı I Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni I Radyo ve Tv Program Yapımcısı I Gazeteci 2018 Yılın Yazarı
18.05.2019
12
A+
A-

Bugün hâlâ bizden uzaklaşana, kaçana, ya da bize şaşkınlıkla bakana,
“Neden öyle cüzzamlıymışım gibi bakıyorsun?” diye sormuşuzdur.
Ya da soranları duymuşsunuzdur.
Gözlerden uzak tutulan,
Birer günahkar gibi görülen,
Suçlanan,
Lanetlenen,
Tiksinilen,
“Cüzzam” hastalığından bahsediyorum.

***

Yıl 1958…
Tıbbiyeli öğrenciler Bakırköy Akıl Hastanesini ziyaret ederler.
Gördükleri karşısında şaşkına dönerler.
Kendi hallerine terk edilmiş çırılçıplak hastalar…
Keskin bir dille uyarılır öğrenciler:
“Sakın ha, bu odaya adım dahi atmayın!”
Bir grup öğrenci onları dinlemez,
Ve o odaya girer.
O öğrencilerin arasında o kadın da vardır.
O zaman verir kararını
“Ben ihtisasımı cilt hastalıkları üzerine yapacağım” der.
Ve işe cüzzamla başlar.
Anadolu’yu ve Rumeli’yi köy köy dolaşır.
Uzak kasaba köylerde,
Issız adalarda,
İzole edilmiş mekanlarda geçer yaşamı…
Çaresiz ve umutsuz kalanlara gönlünü açar.
Cüzzam hastalarını gamzeli bir gülüşü izler gibi izler.
Onlara dokunur,
Onlarla ekmeğini bölüşür.
Cesaretini ve umudunu eksik etmeyen cüzzam savaşçısı,
Bir dedektif gibi cüzzamın izini sürer.
Ve cüzzama ait ön yargıları sarsar.
Romanlarda ve filmlerde,
öcü gibi gösterilen cüzammın
bulaşıcı bir hastalık olmadığını aksine
tedavisinin kolay olduğunu söyler.

***

Sonra ne olur?
Cüzzamla Savaş Derneği’ni kurar,
Dünya Sağlık Örgütü’nün cüzzam danışmanı olur.
“Uluslararası Gandhi” ödülünü kazanır.
Türkiye’de bu hastalığın kökünü kurutan bir hekim olur.

***

Tüm bunları yaparken,
anne olur.
Tüberküloza yakalanır.
Eşinden şiddet görür.
İki kez kanserle savaşır.
Pes etmez.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini kurar.
On binlerce kalbe ışık verir.
Yoksulluklara…
Kız çocuklarına…
Yani kardelenlere…
On binlerce kardelen açar,
İlkokulda,
Ortaokulda,
Lisede,
Üniversitede…
Kardelenlerin görünmeyen öğretmeni,
Çağdaş Yaşamcıların manevi annesi olur.

***

Onun için, Doğu, Batı, Kuzey, Güney…
Farketmez.
O, bir gönül yolcusudur.
Dilini bilmediği bir kadında vefalı bir kız kardeştir.
Evle okul arasında kalmış bir kızı güvenle kucaklayıp okul sıralarına taşıyan
bir masal kahramanı gibidir.
Ama sahicidir.
Herkesin kendinden umut kestiği birine,
İnançla yürüyebileceği bir yol gösterir.

***

Ve o kadın ki
Attilâ İlhan’ı
Nâzım Hikmet’i
Ve
Orhan Veli’yi çok sever.
Evet,
İdealist bir cumhuriyet kadını
Araştırmacı,
Mücadeleci,
Türk Tıp Dünyasının değerli bilim insanı
Prof. Dr. Türkân Saylan’dan bahsediyorum.
O aslında cumhuriyetin en yürekli kadınıdır.
O, bir aydınlanma savaşçısıdır.
Türkân Hoca’m,
El salladığın pencerenden birlikte bakıyoruz şimdi…
Çok sevdiğin çiçeklerinle…
Kardelenlerinle…
Hepimiz senin bahçenin çiçekleriyiz.
Senin fikirlerinde çiçekleniyoruz.
Işıldıyoruz.
Hepimiz sana müteşekkiriz.
İyi ki geçtin bu dünyadan…
Sahi, ya doğmasaydın?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.