DOLAR 5,6541
EURO 6,3405
ALTIN 259,1
BIST 101.849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir 30°C
Rüzgarlı

TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

14.12.2016
12
A+
A-

Av.Hüseyin Özbek                                                                                                                      Pratik çalışmanın ilk belgesi Doğan’ın Amiral Gemisi Hürriyet’ten olsun. Mardin’İn, Midyat İlçesi  Saleh köyünde başlayıp Stockholm’de kerevetine çıkılan post modern bir Külkedisi masalının ayrıntılarını 27 Nisan tarihli Hürriyet’in Ekonomi sayfasından  okuyalım.

“Midyat’ın elektriksiz köyünden İsveç Enerji Bakanlığı’na uzanan hikaye” girizgahıyla başlayan hikaye için Hürriyet; “ İSVEÇ’İN ENERJİSİ ONA EMANET” başlığını uygun görmüş. Okuru emsali masallarda görülebilecek bir başarı öyküsüyle mest etmeyi kafaya koymuş  gazetenin ilk paragrafı  çarpıcı bir girişle başlıyor:

“Mardin Midyat’ta doğan Süryani asıllı İbrahim Baylan bugün İsveç’in Enerji Bakanı.Mardin’den İsveç’e uzanan hayat hikayesini “Harikulade bir yolculuk” olarak özetliyor.Midyat’ta elektriği olmayan bir köyde çocukluğunun geçtiğini anlatırken Baylan, “Birisi ‘30 yıl sonra enerji bakanı olarak Türkiye’ye gelip, akıllı şebekeler hakkında konuşacaksın’ deseydi,’Tabii, tabii derdim” diyor.

Uluslararası Akıllı Şebekeler Kongresi için İstanbul’a gelen Eski Midyatlı  yeni İsveçli külkedisinin çarpıcı masalının ayrıntılarından; 1972 doğumlu olduğunu, 10 yaşında iken İsveç’e göçtüklerini, elektrikli şeyleri ilk kez İstanbul’da gördüğünü, refah seviyesi, yaşam kalitesi yüksek İsveç’e göçtüklerinde bir süre şaşkınlık yaşadığını, okul sisteminin, lisanın ilk başlarda zor geldiğini, fakat küçük olması nedeniyle rahat adapte olduğunu, fırsatları gördüğünü, şansını değerlendirdiğini öğreniyoruz.

İsveç Enerjisinin dümenindeki Baylan, İstanbul İsveç Konsolos’luğunda verdiği röportajda   “Fosil yakıtsız ekonomi” hedefine yöneldiklerini, İsveç elektriğinin yüzde 40’ının evsel atıklardan sağlandığını, hatta dışarıdan çöp ithal ettiklerini ayrıntılarıyla anlatıyor. İsveç’in nükleer enerji konusundaki tutumu sorusuna  10 adet nükleer reaktörün ülke elektriğinin yüzde 40’ın karşıladığı, yeni nükleer santral kurulmasının önünde yasal bir engel olmadığı fakat bunun özel girişimle mümkün olabileceği cevabını veriyor.

Hürriyet’tin ekonomi sayfasının konuğu  İbrahim’in başarı öyküsünün her Türk  yurttaşının hissesine düşecek tarzda  ayarlandığı anlaşılıyor. Haberi kurgulayıp, İsveçliyi millete  Hacı Bekir Lokumu gibi yutturanları gerçekten kutlamak gerekiyor. Kuşkusuz ki İsveç Konsolosluğu da enerji bakanları üzerinden yapılan harikulade mühendislik çalışmasını not edecektir!

Midyatlının, Hürriyet’in her nedense görmezden geldiği bir marifetini okurlarımıza hatırlatarak işe başlayalım. İsveç Parlamentosu, 11 Mart 2010 tarihli oturumunda 1915’te Türklerin Anadolu’da Ermenilerin yanı sıra Asurilere, Süryanilere, Keldanilere, Pontus Rumlarına ve diğer Hıristiyan azınlıklara “soykırım” uyguladığını 130 hayır oyuna karşı 131 evetle  kabul etti.    Oylamada parlamentodaki 4 Türkiye kökenli milletvekilinden Süryani Yılmaz Kerimo ile İbrahim Baylan, Kürt kökenli olduğunu söyleyen  Gülan Avcı evet oyu kullandı. Tasarının yasalaşmasında muhafazakar kimliği ile bilinen ve daha önce hayır oyu kullanacağını açıklamış olan Çevre Partisi  milletvekili Mehmet Kaplan’ın son anda oylamaya katılmaması etkili oldu.

Böylece 1999 yılında ilk kez Sol Parti milletvekili Ermeni asıllı Murad Artin’in verdiği fakat meclisten geçiremediği, 2008 yılında yeniden gündeme getirildiğinde reddedilen “soykırım”  tasarısı, Türkiyeli vekiller sayesinde yasalaşmış oldu!

Enerji Bakanının soykırım mesaisine sarf ettiği olağanüstü  enerjiyi bir kenara not edip, Midyat’tan Stockholm’e uzanan Külkedisi masalının perdelediği görünmezleri, bilinmezleri sıralamanın,  kuşkuları giderecek bazı soruları sıralamanın zamanıdır:

1-1980’lerde Süryani asıllı yurttaşlarımıza –gerçekte ekonomik nedenlerle– İsveç’e kapağı atmanın en kolay yolunun  siyasi sığınma talebinde bulunmak olduğunu kimler telkin etmiştir?

2-Otuz hanelik Mardin-Midyat Saleh Köyü neredeyse toptan İsveç’e göçerken aynı gerekçe ile siyasi iltica talebinde mi bulunmuştur?

3-İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi, hangi yeteneklerinin farkına varmıştır ki Gabriel oğlu  Zero’dan doğma İbrahim’i  saflarına katıp, kısa zamanda zirvelere yükseltmiştir?

4-İsveç Devleti, Gabriel oğlu  İbrahim’i önce Eğitim Bakanı, sonra Enerji Bakanı yaparken, ondan ne tür hizmetler beklemiş olabilir?

5-İsveç  Parlamentosu’ nun ( Riksdag ) Türkiye kökenli 5 milletvekilinden 4’ünün Süryani asıllı olma nedeni ( 2014 yılı )  politik yetenekleriyle mi etnik aidiyetleriyle mi ilgilidir?

6- İsveç Parlamentosu’nda hukuken olmasa da fiilen Süryani, Asuri,  Keldani, Kürt  kotaları mı oluşturulmuştur? Bu türden etnik avantajları olmayan sade Türklere İsveç siyasal yelpazesinin tüm kapıları kapalı mıdır?

7- Vatanları Türkiye’de 20 bin, İsveç’te 120 bin Süryani’nin yaşıyor olmasının  Stockholm’ ün üzerine teşvik primi verdiği ‘siyasi iltica’ dümeniyle bir ilgisi var mıdır?

Uzun uzun urgan leblebi sultan misali uzayıp gidecek sorulara burada son verip sadede gelelim. Hürriyet, Türkiye’ye soykırım sabıkası çıkaran, Türk milletine soykırım karası çalan İsveçliyi niçin parlatmaktadır?  Doğduğu ülkeye karşı bırakalım sadakatı, hakkaniyet duygusunun kırıntısını taşımayan bir yabancıyı ahaliye niçin bir tür Noel Baba olarak yutturmaktadır?

Sorunun cevabı basittir. Türk sermayesinin Türkiyeli sermayeye dönüşmesinin ardından Türk medyasının Türkiyeli medyaya dönüşmesi kaçınılmazdı. Sorun, vatansız sermayenin vatansız medyasının yayın politikasının belirleyicileri ile ilgilidir. Türk matbuatının; “ Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır” sloganının, Türkiyeli medya döneminde    “Yes be annem” ciliğe, “Ver kurtul” culuğa savrulmasıyla ilgilidir.

Midyatlının ekonomi sayfasından parlatılması cinliğinin, milli duyarlılığın, milli kimliğin süreç içinde aşındırılması, halkın derin bilinçaltında yaşattığı yön duygusunun belirsizleştirilmesinin güncel örneklerinden yalnızca biri olduğu bilinmelidir.

Hasılı kelam, Hürriyet’in İsveç tribününden Midyatlı amigoluğu, toplum mühendisliğinin sıradan örneği olmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir! Pratik çalışmamız teoriyi bir kez daha doğuluyor:  Toplum mühendisliği, emperyalist çıkarlar için bilimin ahlaksızca kullanılmasıdır!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.